Stray Genel Bakış

Stray duyurulduğu günden bu yana ben de dahil olmak üzere pek çok insanın merakla, hatta kimi kesimin heyecanla beklediği bir oyun. Oyunun kendisine şöyle bir bakıldığında oyuncunun dikkatini daha ilk başta çekmeyi başarıyor. Nasıl çekmesin ki. Stray, alışageldiğimiz oyunların dışında bir iş yaparak oyuncuya bir kedinin kontrolünü veriyor. Oyunda bir kediye hayat vermenin yanı sıra, oyunun sahip olduğu siber punk evren de oldukça ilgi çekici bir unsur.

Özellikle Cyberpunk 2077’den itibaren oyun dünyasında hâkim bir tema olma yolunda ilerleyen siber punk evrenlerin başarılı bir örneğini de Stray de görüyoruz. Lafı daha fazla uzatmadan detaylara girerek oyun hakkındaki görüşlerimi sizlerle paylaşmaya başlayayım.

Stray ilk gösterildiğinde oldukça farklı beklentilere girmiştim. Söz konusu bu beklentilerim basit bulmaca parçalarını çözmek ve sıkıcı parkur mekaniklerini yapmanın dışındaydı. Ancak ne yazık ki Stray, bu alanda beni tam anlamıyla hayal kırıklığına uğrattı. Oyunda aksiyona dair olan enstantaneler oldukça az ve bence yeterince iyi kurgulanmamış durumda.

Basit ve Tekdüze Platform

Benim Stray’den beklentim parkur mekaniklerinin yetenek gerektiren, insanın mücadele etme dürtüsünü gıdıklayan bir yapıya sahip olması yönündeydi. Sağdan sola, yukarıdan aşağıya, önden arkaya donaat donat… pardon o farklıydı. Ne yazık ki Stray’de yer alan parkur mekanikleri tuşa basıp gitmek istediğiniz noktaya kolaylıkla erişebildiğiniz bir yapıda. Söz konusu bu yapının yerine, çevredeki ögelere atlamanın kolay olmadığı bir yapı olsaydı ve buna ek olarak hızlı parkur komboları yapabildiğimiz meydan okuyucu mekanikler söz konusu olsaydı, oyundaki konsantrasyonum daha yukarıda olabilirdi.

Yüzeysel Bulmacalar

Oyundan bir başka beklentim ise kedi olarak bir gizem perdesini aralarken çözdüğümüz ve çözeceğimiz bulmacaların daha nitelikli, eğlenceli ve zorlayıcı olmasıydı. Stray bu noktada basit bir point and click oyunundan çok da öteye geçememiş durumda.

Stray’in içerisinde, bulmaca ögelerinde farklı mekaniklerin kullanıldığı yapılar yer alıyor olsaydı belki ben de bulmacaları yaparken bu denli sıkılmazdım. Stray ne yazık ki bulmaca noktasında genellikle bir yerlerde saklı olan şeyleri bulmanız ve onları bir yere götürmeniz, sokmanız, çıkarmanız ve takmanız üzerine kurulu. Oyun tahmin edebileceğiniz üzere bu eylemi oldukça sıkıcı bir şekilde yapıyor. Bu şikayetlerimi örnek bir bulmaca tasarımı ile destekleyeyim. Yani ben olsaydım nasıl bir tasarım yapabilirdim?

Bir dikdörtgen ahşap parçası düşünün ve bunun boyunun biraz büyük olduğunu. Üzerinde çeşitli işlemelere sahip toplar olduğunu ve doğru şekilde doğru yöne çevrilirse bu topların ışık yaydığını hayal edelim. Bu şekilde dört adet top olsa ve bunları patilerimizle yuvarlayarak doğru komboyu bulmaya çalışsak eğlenceli olabilirdi. Hatta bu yapı yüksekte olsa ve o yapıdaki bulmacayı her çözemediğimizde dengemizi kaybedip aşağı düşme tehlikesi geçirsek, o esnada oyunculuğumuza ve reflekslerimize bağlı olarak aşağıya düşsek ya da olduğumuz yerde kalmayı başarıp bulmacayı çözmeye çalışmaya devam etsek…

Yukarıdaki örnek oldukça basit bir bulmaca ve parkur ögelerinin birleştiği bir yapı. Üstelik bu fikri düşünmem 5 dakikamı dahi almadı. Bir oyun tasarımcısı olsam ve Stray gibi bir projede yer alıyor olsam kesinlikle bu konuların üzerine çok daha fazla düşünür, çok daha güzel bulmacalar yaratırdım. Bu noktada kesinlikle oyunun potansiyelinin eritildiğini düşünüyorum.

Stray Casual Oyuncu İçin Doğru Bir Tercih

Stray’in parkur mekaniklerini de biraz açmak ve üzerine konuşmak istiyorum. Oyunda zıplamak istediğiniz noktaya bakıyorsunuz, atanmış tuşa basarak görüş alanınızdaki seçmiş olduğunuz yere atlama işlevini gerçekleştiriyorsunuz. Kimse oyun yapımcılarına söylemedi mi? Bu çok sıkıcı, felaket sıkıcı. Bu yapı hayatında hiç oyun oynamamış ya da oyunlara yeni başlayan insanlara oyunları öğretmek için kullanabileceğiniz bir yöntem.

Oyunun yapımcıları muhtemelen bu dizaynı oyundaki akıcılığı bozmamak için yapmışlar. Ancak keşke akış bozulsaydı. Stray, bu ve benzeri yapılarıyla bende dümdüz otobanda saatlerce aynı hızda hiç sağa sola hareket etmeden gitme etkisi yaptı. Oyunu oynarken hipnotize oldum ve tecrübem esnasında oyuna bakarken uyuyakaldım. Gözlerim açık ama adeta uyuyorum. Buna yol açan sebep ise yapımda herhangi bir hareketliliğin yer almamasıydı. Stray, oynanış noktasında ne yazık ki kendini tekrar eden birbirinden farksız hareket silsilesinden ibaret bir yapım. Ayrıca Stray’de yönlendirdiğim kedinin kontrolünün bende olduğunu oyun boyunca ne yazık ki hissedemedim.

Şarjlı UV Işını Çok Sıkıcı

Stray’in sahip olduğu aksiyon da elbette tahmin edebileceğiniz üzere oldukça zayıf. Yanımızda bulunan B12 isimli droidin merceklerinden UV ışını çıkartarak, bizlere zaman zaman musallat olan parazitleri yok edebiliyoruz. Ancak bunu kullanmak da yine oldukça sıkıcı. Üstelik bu UV ışınını da öyle istediğimiz kadar istediğimiz gibi her yerde kullanamıyoruz. Bu ışının bir de şarj süresi var. Zaten kısıtlı olan aksiyon anlarına bir de böyle kısıtlamalar gelince benim tadım oldukça kaçtı. Oysa ki oyunun henüz başında olan kovalamaca sekansı benim için oldukça eğlenceli başlamıştı

Neon Işıklarının Gölgesinde Muazzam Bir Şehir

Yazıya başladığım andan beri Stray için ne kadar hayal kırıklığına uğradığımdan bahsediyor ve mızmızlanıyorum. Peki bu oyunun hiç mi güzel yanları yok? Elbette var, olmaz olur mu. Hem de harika yaptığı işler var. Onlardan ilki elbette ki görsel şölen.

Stray, siber punk bir evrende geçiyor. Yapımcı stüdyo oyunun evrenini çok iyi bir şekilde tasarlamış. Özellikle içerisinde bulunduğumuz kentin sahip olduğu hikâyeyi göz önünde bulundurduğunuzda şehir göze ayrı bir çarpıcı geliyor.

Stray, sahip olduğu temasını tam anlamı ile taşıyan ve yansıtan bir oyun. Karanlık alanlarda etrafı aydınlatan neon ışıklar, etrafta görebileceğiniz hafif sis ve puslu bir şehir yapısı, yozlaşmış bir şehir, robotlar, şehirlerde yer alan basit detaylar ve ayrıntılar. Tüm bunları bir araya getirdiğinizde Stray’in sahip olduğu şehir yapısı oyun dünyasının belki de klasiklerine girmeyi hak edecek cinsten bir yapıda.

Görsel Şölen

Oyunda kullanılan ışıklandırma ve renk paletleri oldukça zengin. Bu durum da oyunun içerisinde olduğumuz şehirde keyifli vakit harcamamızı sağlıyor. Bu konudaki tek şikâyetim şehrin bir tık karanlık olması. Keşke biraz daha aydınlık olsaydı diye içimden çok geçirdim. Ancak bu dediğimin olması oyunun sahip olduğu hikâyeye ters düşecek bir durum oluşturacağı için, söz konusu konudan vazgeçmek ve bu durumu anlayış ile karşılamak durumunda kalıyorum.

Oyunda yer alan açık alan aydınlatmalar gayet iyi durumda. Buna ek olarak iç mekân aydınlatmaları da oldukça başarılı. Görece karanlık sayılabilecek bir atmosfere sahip bu oyunda nesneleri ayırt edememe, göremememe, görüntüde kumlanma gibi sorunlarla karşılaşmıyorsunuz.

Oyunda yer alan karakterler ise Stray’in çapı düşünüldüğünde yeterli düzeyde. Oyunun ihtiyacı olacağı kadar. Stray’de öyle çok derinlikli karakterler yok ancak buna gerek de yok. Belli bir yüzeysellikte kalarak da oyun ihtiyacı olan derinliği yansıtabilmeyi başarıyor. Bu noktada karakter tasarımlarına ve karakterlerin işlenişe de değinmek istiyorum.
Oyunda yer alan karakterler oldukça iyi detaylandırılmış ve görsel açıdan oldukça başarılılar. Genellikle oyunlarda açıkları bulmaya çalışan bir editör olarak, oyunda bu noktada pek açık ya da kusur bulamadım. Karakterler ile ilk temaslar genelde gayet yeterli düzeyde. Ancak işin benim gibi cılkını çıkarır ve sürekli olarak onlarla iletişim kurmaya çalışırsanız, oyun doğal olarak tekrara düşmeye başlıyor.

Başarılı Hikaye, Etkisiz Sunum

Stray ile ilgili kararsız kaldığım bir konu var. O da oyunun sahip olduğu hikâye ve bu hikâyenin oyuncuya aktarılış biçimi. Genel hatları ile bakıldığında Stray ilgi çekici, merak uyandırıcı ve başarılı bir hikâyeye sahip. Özellikle sınıf ayrılıklarını, siber punk evreni ve insanların gelebileceği nokta gibi konulara değinmesi benim oldukça hoşuma gitti. Oyunda zaman zaman hikâye kendisini merak ettirmeyi de başarıyor. Ancak hikâyenin oyuncuya aktarılışında problemler mevcut. Aslında problemler mevcut mu emin değilim. Zira problem olarak gördüğüm şeyler oyun tasarımından da kaynaklanıyor.

Stray genellikle hikâyeyi size diyaloglar üzerinden anlatıyor. Ortalama 7 saatlik bir oynanışa sahip olan bir oyunda, bu kadar süre boyunca diyalogdan hikâye anlatısı kabul edilebilir. Fakat çizgisel ve kısmi küçük açık dünyaya sahip bir oyunda daha kuvvetli sinematiklerle de desteklenmiş bir hikâye anlatısı çok daha başarılı olabilirdi.

Oyunda B12 droidimiz sayesinde yazıları okuyabilmek, içerisinde bulunduğumuz evrene dair bilgiler edinebilmek oldukça hoş. Ancak oyunun sahip olduğu ana anlatı tercihlerinden biri bence kesinlikle böyle olmamalıydı. Yani oyun bu kadar çizgisel ve küçük bir dünyaya sahip olmasaydı o zaman belki kabul edilebilirdi. Ancak bu kadar rafine olan bir işte bu durum benim tüm oyun boyunca gözüme çarptı.

Benim nezdimde oyun, sahip olduğu zengin, güzel ve daha da detaylandırılabilecek bir hikâyeyi, çok ham, sıkıcı ve elini cimri tutarak konuyu, hikâyeyi harcamış durumda. Keşke bu denli derinlikli üzerine felsefeler yaratılabilecek bir senaryoyu ve hikâyeyi oyun bu şekilde harcamasaydı. Zaten tempo olarak ve oynanış olarak da sorunları olan Stray, hikâye anlatımındaki yanlış seçimlerden kaynaklı da iyice sıkıcı bir oyun haline gelmeye başlıyor. Bu konu ile birlikte de yavaş yavaş sonuç kısmına doğru ilerliyoruz.

Sonuç

Stray, benim beklentilerimin altında kalan bir oyun oldu. Son zamanlarda söylemekten sıkıldığım ama nedense yapımcıların üzerinde ısrar ettiği bir duruma maruz kalmış durumda; eğlenceli olmayı unutmak. Yıllardan bu yana hayatlarımıza yer etmiş olan oyunları oynamamızdaki temel motivasyonumuz, ağırlıklı olarak eğlence temelli olarak karşımıza çıkıyor. Ne yazık ki son dönemlerde özellikle de bağımsız oyunlarda eğlence eksik kalmaya başlıyor. Bu durum yapımcıların sahip olduğu entelektüel yapıdan mı kaynaklı yoksa işgüzarlığından mı emin değilim. Bu aslına bakacak olursanız bambaşka bir yazının tartışma konusu ama sonuç olarak Stray ne yazık ki eğlenceli olmayı başaramamış bir oyun olarak karşımıza çıkıyor.

Oyun basınında ve medyasında yer alan insanların Stray’e karşı bu denli yükselmeleri ve oyunu beğenmelerine ise anlam veremiyorum. Hele ki kusursuza yakın puanların verilmesini… Stray benim gözümde ortalama bir bağımsız oyun. Arkanıza yaslanıp sakin bir şekilde sadece oyun oynamak ve herhangi bir mücadeleye dahil olmak istemeyen bir oyuncu iseniz, casual yapıda oyunlar seviyorsanız, Stray sizi tatmin edebilir. Ancak oyuncu olarak oyunlarda detay, derinlik, oynanış ve benzeri ögeleri arzulayan talep eden bir oyuncu iseniz Stray sizi tatmin etmeyebilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.